Besteler, Her Dönem Farklı Bir Ahenk ve Güzellik İhtiva Eder

Âmir Ateş

Musikimiz hayatınızda, düşünce dünyanızda neleri çağrıştırıyor?

Benim nezdimde musiki, dünyanın kuruluşundan itibaren başlayan rüzgârın sesi,kuşların cıvıltısı, suların şırıltısı, kâinatta olan bütün mahlukatın çıkardığı o lahutiahenkten ibaret olan bir güzellik manzumesidir. En güzel, en ulvi duyguları bir ahenkhaleti içinde duyuşumuza aksettiren, bizi zaman zaman neşelendiren, zaman zamanhüzünlendiren, hele yüce Rabbimizin “kalu bela” dediğimiz o âlem-i ervahta, ruhları “elestü birabbiküm” hitabıyla o tarifi imkânsız bir sada ile soruşundan, ruhlarında âdeta mecnun bir hâl içinde, o güzel ahengi, o güzel sadâyı aramalarından ibaret olan bambaşka bir duygudur. Bir bestemin şu beyitlerini zikretmek isterim:

“Gizli ahenk, her şekil her seste var
Nağmelerden güller açmış, deste var
Bir ilahî musikidir kâinat
Taaa ezelden bitmeyen bir beste var.”

Burada Süleyman Arif Emre üstadımız ne güzel ifade etmiş, ben de bunu besteledim. Çok sevdiğim bestelerimden, eserlerden birisidir.

Musikimiz icracı, bestekâr v.s. anlamında bugün ne durumda?

Hiçbir zaman karamsar olmamakla beraber, bir iyiye gidiş olduğunu söyleyemeyeceğim. Bugün bestekâr olma hevesinde olanlara sorduğunuzda, uşşak makamındabeste yapılamaz, rast makamında artık beste yapılamaz gibi bir kanaat var. Buna şiddetle karşı çıkıyorum. Biz biliyoruz ki musiki bir ilim dalıdır. Ve ilim demek sonsuzdemektir. Eğer musiki de bir ilimse uşşak makamında daha yüzlerce değil binlerceeser bestelenebilir. Yeter ki biz ihmal etmeyip, üşenmeyip arayış ve gayret içindeolalım. Sözler zamanla değişik manalar ifade ettiği gibi, besteler de her dönem farklı bir ahenk ve güzellik ihtiva eder. Tabi, dünün bestekârlığı ile bugünün bestekârlığı farklı olsa gerek. Dün ekseriya ekalliyet yani azınlıkta idik. Bugün çoğunluktayız.Beste de nağmeler de bunun gibidir. Vardır, çoktur ancak tabiri caiz ise ekmek aslanın ağzındadır. Onu aslanın ağzından ustalıkla alabilme metotlarını bulmak lazım.Şuna da dikkat etmek lazım bestekârlık, üretken olmak, çok beste yapmak, çok klasik eser yapmak değildir. Bestekâr en güzel melodileri, en güzel sözlerle insanlarımızın beğenisine intikal ettiren, Allah’ın, nadir yarattığı kullardan biridir. Mesela birSaadettin Kaynak, bir Dede Efendi, bir Selahattin Pınar, Itri, yaptıkları bestelerlebambaşka insanlardı. İcrakârlar hususunda ise bugün hiç karamsar olmaya gerekyok. O hususta dünden daha iyi olduğumuzu söylersek hata olmaz. Bugün çok kabiliyetli gençler konservatuvarlarımızda ve musiki cemiyetlerimizde yetişmektedir.

Dinî musikinin icra alanı olarak başta gelen camilerde musiki geleneğini diriltmekiçin neler yapılmalı?

Cami musikisi deyince başta gelen mevlit kültürü bugün, yok olmak üzere diyebiliriz. Okuyan da okutan da maalesef az. Dinî musikimiz başlı başına ele alınması gereken husustur. Ezanı güzel, makamına uygun olarak okuma meselesi ki bu hususubize tevdi edilmiş olan görevle ve seminerler şeklinde, ilk defa Diyanet’te başlatanbizler olduk Elhamdülillah. Bugün ilahilerle, mevlitlerle, kasidelerle bu husus yenidenihya edilmesi lazım. Bugün karamsar olmamak durumundayız, açtığımız bu güzel çığır yeterli olmasa da devam ediyor. Şunu da unutmamak lazımdır ki bizim müziğimiz dinî musikiden doğan bir müziktir. Müzik eğlence değildir. Müziği sadece eğlence algısı içine sıkıştırarak bugüne getirenlerin büyük vebal altında olduklarını bilmeleri lazım.

Musikimizin yakın dönemde hatıralarınızda/hafızanızda derin izler bırakan icracıları,bestekârları kimlerdir? Son devir özellikle İstanbul hafızlar ve musikişinaslarına dairyaşadığınız veya dinlediğiniz önemli bir hatıranızı nakleder misiniz?

Bu sorunuzla 60 yıl önceye döndüm. Benim musikiye başlayışım dinî yönde olmuştur. Köyümde güzel sesle Kur’an okumak, güzel sesle mevlit okumak ve güzel sesle şarkı çığırmak çok önemli idi. Ben de bir gün İstanbul’a gidersem radyolardaKur’an okuyacağım, mevlit okuyacağım, şarkı okuyacağım gibi hedeflerim vardı vebu hayallerim gerçekleşti. Eğer bir insan olmak istediği hedeflere, o istikamette gayret sarf ederse mutlaka gerçekleşir. Ben hafızlığımı ikmal eder etmez, İstanbul’a gelip güzel sesle Kur’an tilaveti, mevlit tilaveti gibi konularda arayışlarım oldu. Zamanın en meşhur mevlithanları ve hafızlarından Hafız Mecid Sesigür, Hafız Esat Geredeli, Hafız Saadettin Kaynak -kendisine bir müddet hizmetim de oldu-, Kemal Akkuş gibi isimlerden dersler aldım. Bu arada şimdilerde meşhur olanlar da o dönem talebe idiler: Halil İbrahim Çanakkaleli, Fevzi Mısır, Aziz Bahriyeli gibi daha önceleri de Hafız Zeki Altun, Ali Gülses… Bunun dışında Kani Karaca ki son devirde ençok konuşulması gereken isimlerden birisidir. Hem hafız, hem musikişinas, hem fevkalade icrakâr… Onun kurra hocalarından Üsküdarlı Ali Efendi, Hasan Akkuş Hocaefendiler, Abdurrahman Gürses hocaefendiler olsun daha pek çokları, sayısız vepek değerli talebeler yetiştirmişlerdir. Allah hepsine rahmet eylesin. Bunlardan daha sonra bizim kuşaktan Merhum Yusuf Gebzeli, Merhum İsmail Biçer ki ikisini deberaberken aynı trafik kazasında kaybettik, ben ve Fevzi Mısır sağ kurtulduk. Buisimler bir dönemin en zirvede isimleri, okuyucuları idi. Ancak bugün o sahanın çokparlak olmadığını görüyoruz.

Bugün yaşayan musiki üstatlarımızdan ağabeyim Prof. Dr. Alaaddin Yavaşça, Prof.Dr. Nevzat Atlığ, değerli bestekâlarımızdan Erol Sayan ve Bilge Özgen ile zamanzaman bir araya gelip hatıralarımızı yâd ediyoruz. Bunun yanında musikimiz için neler yapabiliriz konusunda mütalaalarda bulunuyoruz. Bugün de hem TRT Repertuvar kurulu üyesi olmam hasebiyle hem de Üsküdar Musiki Cemiyeti başkanlığı vazifesi ile musikimize hizmet noktasındaki bu büyük sorumluluğumuz devam ediyor.

Kaynak: Diyanet Aylık Dergi Mayıs Eki 2009

Yorum yapabilirsiniz.

Yorum Yapmak için Giriş yapmalısınız

© 2013 - Mutriban.com, bir Semazen Yayın Grubu sitesidir. - Powered By Wordpress,

Scroll to top