Batının tarihi Yunan müziÄŸi için kullandığı monodik sıfatından çevrilen teksesli’lik, kendi müziklerinden, öğrenemedikleri için nefret eden birtakım çıkarcıların, tek kollu, tek bacaklı gibi bir organ eksikliÄŸini çaÄŸrı§tırıp insanımızda Batıya kaf§ı a§ağılık duygusu yaratmak amacıyla yerle§tirdikleri bir politik terimdir.

Geçen yazıda sadece bir kısmını söylediğimiz malzeme zenginliğinden, armoni vb. efektlere ihtiyaç duymamış olan müziğimiz, en az iki porte kullanmak zorunda olan Batı müziğinin aksine sadecebir porte üzerineyazılabildiği için, bütün doğu müzikleri gibi tek porteli dir, ama asla tek sesli değildir.

Evet, çok parıeli Batı müziÄŸi, kendi irnkfuıları ve felsefesi içinde ihtiÅŸamlı bir ses abidesidir. Ama bu abidede Itri’ye, Dede’ye, Cemil’e yer yoktur, çünkü harcında ne Segah vardır, ne Saba, ne de Åžedaraban. Dahası: ne mayası vardır, ne bozlağı; ne halayı vardır, ne zeybeÄŸi. Yani güzeldir, ama benden deÄŸildir. Ayrıca ne felsefesi, ne alfabesi, benim makıırnlarımı, usüllerimi, taksimierimi, uzunhavalarımı icraya imkan vermeZ. .120 kiÅŸilik senfoni orkestrası, Åževkefza makamında taksim yapan bir neyin önünde aciz, yapayalnız, çırılçıplaktır. Senfoni orkestrası Åževkefza makamında taksim niye yapsın, diyeceksiniz. TeÅŸekklir ederim; yazımın bir amacı da buydu zaten. O niye ben olmaya çalışsın? Ben niye o olmaya çaIışayım? Onun dili (müzik her kültürün kendi mantık, estetik ve semantiÄŸi içinde konuÅŸtuÄŸu bir dildir) ona güzeldir, çünkü onun tarih, inanç ve geleneklerini anlatır. Benim dilimse bana güzeldir, çünkü benim tarih, inanç ve geleneklerinıi anı.atır. Bütün insanların anladığı ortak bir dil olmadığı gibi, bütün insanların aynı ÅŸekilde anlayıp duygularıdığı ortak bir müzik de yoktur. Yalnız bir tek ÅŸey vardır;öbiir güzel sanat dallarında da olduÄŸu gibi birçok insanın, hangi kültürden olursa olsun, yakın duygu ve zevkler alabileceÄŸi, kültürlerustü ortak konuları iÅŸleyen üstün müzik eserleri olabilir. O da sadece Batı sanat ve sanatkarlarına özgü deÄŸildir: Bach’ın Brandenburg konçertolarıy!a Vivaldi’nin Mevsimler’İ ne kadar evrenselse, Itri’nin Segah Ayini’yle Tanbud Cemil’in Gülizar Taksimi de o kadar evrenseldir. Yoksa; bizim politik bağııazIık ve ÅŸuursuzluk yüzünden tukaka ettiÄŸimiz “ilkel teksesli” müziÄŸimizi dinlemek, öğrenmek, icra etmek, plak, kaset ve CD’lerle dünyaya tanıtmak için, o bayıldığımız, o tek bizi de aralarına alsınlar diye neYimiz varsa vermeye hazır olduÄŸumuz Batıülkeleri niye durmadan çağırsınlar sanatçılarımııı? Biz habire çoksesçi harikalarımızı öne sürup durdukça, onları kibarca reddedip niye ille de ney, tanbur, kemençe, kudüm diye tuttursunIar? Kültür basınımııda arada bir çıkan yazılarıma rastlamış olanlar, Batının klasik müzik sanatımıza kafşı bu ibret dolu ilgisinin belgelerini herhalde görmüş olmalıdırlar. Zira çaÄŸdaÅŸlık, artık daha fazla geç kalınadan öğrenmeliyiz ki, baÅŸkabir kültürün çaÄŸlar boyu uÄŸraşıp kendi ihtiyaçları için geliÅŸtirdiÄŸikurumları, konfeksiyon elbise gibi sırtına giyip kendini komik aynalarda seyretmek deÄŸil, asli deÄŸer ve gelenekleriyle kendini, kendindenutanmadan çaÄŸa sunabilmektir.

Cinuçen TANRIKORUR
Kaynak: Aksiyon, Sayı: 8 / Tarih: 28-01-1995

BeÄŸendiyseniz, PaylaÅŸabilirsiniz...

 

 

Reklam

 

Yorum yapabilirsiniz.

You must be logged in to post a comment.

English Instructions      

Bağış      

Mutriban.com Facebook Grubu