Yarım yüzyıllık ömrünü hayat, ÅŸart, hatıra, sebep, imkan, ihtimal, misal, lüzum, ihtiyaç gibi bin yıllık kelimelerimizin yerine, sözüm ona öz Türkçe, yanlış ve çirkin karşılıklar yerleÅŸtirme oyunuyla geçinmiÅŸ ve nihayet kapatılmış olan Türk Dil Kurumu’nu; önce Fransızca, sonra Almanca, en sonra da İngilizce’den (yani kim güçlüyse ondan) gümrüksüz-vizesiz Türkçe’ye alınan binlerce kelime ve deyimin (hatta dilbilgisi kuralının) yabancılığı hiç rahatsız etmemiÅŸti.
Sonlarındaki tamlama takısından baÅŸka ÅŸeyi Türkçe olmayan bilet giÅŸesi, istasyon ÅŸefi, fizibilite raporu, rehabilitasyon ünitesi, fiks menü, lig maçları fikstürü, telekomünikasyon, fizik kondisyon, TV spikerlerinin 50 yıl sonra hala enternasyonel dediÄŸi enternasyonal fuar, kontuar, laboratuar, fermuar, jartiyer, kartonpiyer, ropdöşambr, banyo, tualet, lavabo, koruma timi, deÅŸarj olmak, stres atmak, vs. vs. Ne ekonomik-teknolojik gücümüz, ne de dil ÅŸuurumuz bu kelimelerin kültür sömürgeliÄŸimizi yüzümüze çarpar gibi dilimizin baÅŸ köşesine geçip kurulmalarını engellemeye yetmedi. Bu konuyu ÅŸimdilik burada bırakalım. Ama Türkçe’de kullanılan Arap ve Acem asıllı öyle kelimeler var ki, yerlerine “öz Türkçe” kelimeler bulunup konsa dahi, zaman içinde yüklendikleri farklı anlamlar sebebiyle, yaklaşık veya yetersiz karşılıklarına tercihle her zaman kullanılmaya devam edeceklerdir. Misal: Arap asıllı “hareket” kelimemizin “davranış, hız, devinim, yola çıkma, birlik yürüyüşü” gibi tek veya iki kelimelik karşılıkları var. Ama demiryollarının hareket memuru’na “davranış memuru” veya “devinim çalışanı” diyecek olsanız, sizi ya anlamazlar, ya gülerler. Yine Arap asıllı “memnuniyet” kelimesinin “kıvanç” diye bir karşılığı var. Ama, yeni tanıştığınız birine “Çok memnun oldum” yerine, ne kadar çaÄŸdaÅŸ ve kültürlü (!) olduÄŸunuzu anlasın diye “Çok kıvandım” derseniz, herhalde “Afedersiniz, ne yaptınız?” veya “Ne oldu, niye kıvrandınız?” gibi sorularla karşılaşırsınız. İşte bu yazının konusu olan “saz” ve “çalgı” kelimeleri de böyledir.
Türkçe’de “Siz hangi sazı çalıyorsunuz?” denir. “Sen hangi çalgıyı çalarsın?” sorusundaki Türkçe, aynen “Bunun nedeni nedir?” diye konuÅŸanlar gibi dil eÄŸitimi almamış kiÅŸilerin bozuk Türkçesidir. “Ama saz Farsça, çalgı Türkçe!” tarzında bir savunma gülünçtür. “Saz”ın veya düşünmeden konuÅŸan bazı kimselerin “çalgı aleti” dediÄŸi “müzik aleti’nin Türkçesi diyelim ki “çalgı”. Bu durumda Oistrakh veya Tanburi Cemil “çalgıcı” mı olacaklar?! Her ne kadar, çok deÄŸiÅŸik anlamları olan “çalmak” fiilinden yapılmış “çalgı” kelimemiz, Farsça “saz”ın karşılığı gibi görünüyorsa da, “çalgı çalmak”, “çalgıya gitmek”, “çalgıcılık yapmak”, toplumumuzda “saz çalmak”, “saz meclisine gitmek”, “sazendelik (veya saz sanatçılığı) yapmak” deyimlerinin yanında pek fazla itibarlı görülmemiÅŸtir. Mesela, ünlü ve saygın saz sanatkarlarımızın, kendilerini -faraza- “Ben çalgıcı Güney Torhun” diye takdim etmeyi kabül edeceklerini düşünebilir misiniz? Çünkü çalgıcı, “para için her ÅŸart ve ortamda çalabilen sazende” demektir. Eskilerin “oyunculuk, tiyatroculuk, hokkabazlık etmek” anlamında “icra-yı lu’bıyat” diye bir terimi vardı.. Çalgıcılık da bir tür lu’bıyat olduÄŸu için çalgıcı esnafının mahkemede ÅŸahitliÄŸi kabül edilmez, çalgıcıya (kendi hallerine bırakılsalar yine onlara varacak olsalar dahi) kız verilmezdi. Zira bu mesleÄŸi icra edenler çoÄŸunlukla “kıbti-i müslimın” denen esmer vatandaÅŸlardan olurdu.
O halde hangi akla hizmet için koskoca bir Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, Saz Yapım Bölümü’nün adını Çalgı Yapım Bölümü’ne çevirir dersiniz? Süpürge sapı, çanak~çömlek, teneke kutu gibi herhangi bir nesne olabilecek olan “çalgı” ile “müzik aleti” arasındaki farka aldırmadıklarından mı? Yoksa dünyanın bütün dillerinde iki kelimeyle söylenebilen “müzik aleti”nin tek kelimelik Türkçe karşılığının “saz” olduÄŸunu bilmediklerinden mi?.. Geçen de arkadaÅŸlarla böyle dertleÅŸiyorduk. Sohbetin bu noktasında, “Kuzum, güzel söylüyorsunuz söylemesine ama, diye söze karıştı sigortalı deve, Benim nerem doÄŸru ki? Sekizinci basamaktan prim ödedim, altıncı basamaktan emekli ettiler!..”
Cinuçen TANRIKORUR
Kaynak: Aksiyon, Sayı: 1 6/ Tarih: 25-03-1995









Yorum yapabilirsiniz.
You must be logged in to post a comment.