Sûzinak Âyin-i Şerîf

XXVII. SÛZİNÂK ÂYÎN-İ ŞERÎFİ

(Beste: Zekâi Dede, öl.1897)

 

BİRİNCİ SELÂM

 

1.Yâ sâkıye’l-müdâmeti hayye ale’s-salâ

İmlâ zücâcenâ bi-humeyyâ fe-kad halâ

 

Eskayteni’l-müdâmete min tarfike’l-behî

Hattâ celâ fuâdiye min ahseni’l-cilâ

 

[Ey şarap sunan saki, haydi, sun şarabı; kadehimiz boşaldı, doldur o aşk şarabıyla. Lûtfettin de o güzelim şarabı sundun bana, sundun da o sayede gönlüm öylesine güzel arındı, öylesine hoş cilalandı ki!] 

 

2.Teâlev küllünâ ze’l-yevme sekrâ

Bi-akdâhin tühâmirnâ ve tetrâ

 

Teâlev inne hâzâ yevmü ıydin

Tecellâ fîhi mâ tercûne cehrâ

 

[Gelin; bugün hepimiz de, bizi esriten, kendimizden geçiren kadehlere sarhoş olalım. Gelin; gerçekten de bugün, bayram günü; apaçık göründü dilediğiniz sevgili.]

 

3.El-yevme mine’l-vasli nesîmün ve suûdû

El-yevme era’l-hubbe ale’l-ahdi kuûdû

 

Yâ kavme ile’l-aşki enîbû ve ecîbû

Lemmâ keteballâhü ale’l-aşki hulûdû

 

[Bugün dostla buluştuk, buluşma-kavuşma yelleri esmede, kutluluklar doğma­da; bugün görüyorum, sevgi, ahdinde durmuş, vefa göstermiş. A topluluk, aşka sarılın, onun çağrısına cevap verln, ona gidin; çünkü Allah, aşka ölümsüzlük vermiştir.]

 

4.Kad sabbahanallâhü bi-ıyşin ve müdâm

Kad ayyedene’l-ıyde ve mâ temme sıyâm

 

İmlâ kadehan ve hâti yâ hayra gulâm

Key yüskiranâ sümme ale’d-dehri selâm

 

[Tanrı zevkle, şarapla sabahı ettirdi bize; oruç tamamlanmadan bayram geldi çattı. Haydi ey (kölelerin) hayırlısı! Bizi sarhoş etmek için doldur kadehi de sun. Ondan sonra esenlik zamana!]

 

İKİNCİ SELÂM

 

1.Sultân-ı menî sultân-ı menî

Ender dil ü can îmân-ı menî

 

Der men bi-demî men zinde şevem

Yek cân çi şeved sad cân-ı menî

 

[Sultânımsın, sultânımsın; cânımda, gönlümde imânımsın. Bana üflersen ben dirilirim. Bir cân da nedir? Yüz cânımsın.]

 


ÜÇÜNCÜ SELÂM

 

1.Eyyühâ ehle’l-ferâdîs ikraû menşûrenâ

Ve’dheşû min hamrinâ ve’stesmeû nâkûrenâ

 

Hûrüküm tasferrü aşkan tenhanî min nârihî

Lev reet fî cünhi leylin ev nehârin hûrenâ

 

[A cennet bahçelerinde gezip tozanlar, okuyun fermanımızı; şarabımızı için de geçin kendinizden; sûrumuzun sesini duyun. Gece basarken, yahut gün ağarırken sizin hûriniz, bizim hûrimizi görseydi ateşiyle yanar-yakılırdı, ona gönül verirdi de aşkıyla sararır-solardı.]

 

2.Ey ki hezâr âferin bu nice sultân olur

Kulu olan kişiler hüsrev ü hâkân olur

 

Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre

Yoksul ise bay olur bay ise sultân olur

 

[Binlerce tebrikler! Bu nasıl bir sultandır ki hizmetçisi olanlar, padişah olur. Bugün her kim (Sultan) Veled’e inanıp yüz sürerse, fakir ise bey olur, bey ise sultan olur.]

 

 3.Rûhî le-ke yâ zâirü fi’l-leyli fedâ

Yâ mûnise vahşetî ize’l-leyli hedâ

İn kâne firâkunâ mea’s-subhi bedâ

Lâ esfere ba‘de zâke subhi ebedâ

 

[Ey gece (beni) ziyaret eden, canım sana fedâ! Ey gece ulaştığında bana dost olan (yalnızlığımı gideren)! Bizim sabahla beraber ayrılığımız yüz gösterince, bu sabahtan başka hiçbir zaman sabah olmamıştır.]

 

4.Teâli yâ medede’l-ıyşi ve’s-surûri teâl

Teâli yâ feraha’l-hemmi fâtiha’l-akfâl

 

Likâu vechike fi’l-hemmi fâliku’l-ısbâh

Sikâu cûdike fi’l-fakri müntehe’l-ikbâl

 

[Gel ey zevke, neş’eye yardım eden, gel; gel ey sıkıntıları gideren, kilitleri açan, gel.

Mihnet, sıkıntı gecesi yüzünü görmek, tanyerini ağartır; cömertliğinin sakisi, yoklukta-yoksullukta adama devlet, ikbal iştahı verir.]

 

5.Vechüke mislü’l-kamer kalbüke mislü’l-hacer

Rûhuke rûhü’l-bekâ hüsnüke nûrü’l-basar

 

Hicrüke rûhî fedâk zelzelenî fî hevâk

Küllü kerîmin sivâk feh’ve hadâu garâr

 

[Yüzün ay gibi, yüreğin taş gibi; canın ölümsüzlük canı, güzelliğin gözlerin ışığı. Senden ayrı oldum mu, a canım feda olası güzel,  (aşkınla) titrer dururum; senden başka lütuf, kerem sahibi bence düzencidir, hilebazdır.]

 

6.Yâ men nü(a)mâhü gayru ma‘dûd

Ve’s-sa‘yü ledeyhi gayru merdûd

 

Kad beşşera bi’l-likâi sıdkan

Min hazretihi’l-kerîmi mevrûd

 

[A nimetleri sayısız olan; a yolundaki çalışıp çabalama, reddedilmeyen. Ulu tapısından gelen, onunla buluşacağımızı müjdeledi bize.]

 

DÖRDÜNCÜ SELÂM

 

1.Sultân-ı menî sultân-ı menî

Ender dil ü can îmân-ı menî

 

Der men bi-demî men zinde şevem

Yek cân çi şeved sad cân-ı menî

 

[Sultânımsın, sultânımsın; cânımda, gönlümde imânımsın. Bana üflersen ben dirilirim. Bir cân da nedir? Yüz cânımsın.] [1]


[1] Bu âyîn-i şerifte, Dîvân-ı Kebîr’de bulunan Arapça şiirlerin tercümesi, A. Gölpınarlı’dan alınmıştır.

http://www.mutriban.com/wp-content/plugins/downloads-manager/img/icons/jpg.gif download: Sûzinâk Âyîn-i Şerîfi Notaları – Zekâi Dede Efendi (1.41MB)
added: 27/11/2011
clicks: 252
description:

.