Bir Fransız televizyonu tarafından 60′lı yıllarda Konya ilimizde, döneme ait ÅŸehir görüntüleri, o senenin ÅŸeb-i arus mukabelesi ve semâ tâlimi içeren belgesel formunda bir video kaydını sizlerle paylaÅŸmaktan ve yâd etmekten mutluyuz.
İlk bölümde dönemin semâzenbaşı olan Rahmetli Ahmet Bican KasaboÄŸlu‘nun, yakın zamanda âlem-i cemâle intikâl eden Hasan Hüseyin Ertekin aÄŸabeyimize semâ tâlimi yaptırırken görüntüleri mevcuttur. DiÄŸer bölümlerde Konya ÅŸehrinden görüntülerin akabinde protokol heyetinden anlaşılacağı üzere 17 aralıkta yapılan Åžeb-i Arus mukabelesi yer almaktadır. Mukabele Selman Tüzün Dede‘nin postniÅŸinliÄŸi tarafından yapılmaktadır.
“… Türk mûsikîsinin daha ziyâde iyi bildiÄŸini kabul ettiÄŸimiz zevat tarafından içine düşürüldüğü derekedir. Åžu anda aklıma bir atasözü geldi “Elmanın kurdu içindedir” derler. Daha çok biz kendi kendimizi yıkıyoruz. Tehlikeler her ne kadar Türk mûsikîsinin dışından geliyorsa da, içindeki daha büyük. Bunu farketmenin idrâkı içinde olamadık.
EÄŸer hâlen iÅŸ başında bulunan repertuar kurulu: “Ne yapalım bizim aramızda saptadığımız mûsikî politikası da bu.” diyorlarsa -ki öyle diyorlarmış, duyduk- bu inandırıcı ve tatmin edici bir müdâfa tarzı deÄŸil. GerçeÄŸi, iyiyi, güzeli, san’atı eÄŸer siz baltalıyorsanız; boÄŸmaya çalışıyorsanız, böyle bir mûsikî politikası olmaz. Yazıktır, günahtır, ihânet içerisindesiniz.
Sen benden çok gençsin Ümit. Birgün ben bu dünyayı terk edersem, arkamdan bu söylediklerimi çalar çalar da dinlersiniz. İnÅŸaallah o zaman mûsikîmiz daha iyi ellere tevdî edilmiÅŸ olur, daha iyiye gider…”
Bekir Sıdkı SEZGİN —
“Türk mûsikîsinin daha ziyâde iyi bildiÄŸini kabul ettiÄŸimiz zevat tarafından içine düşürüldüğü
derekedir. Åžu anda aklıma bir atasözü geldi “Elmanın kurdu içindedir” derler. Daha çok biz kendi
kendimizi yıkıyoruz. Tehlikeler her ne kadar Türk mûsikîsinin dışından geliyorsa da, içindeki daha
büyük. Bunu farketmenin idrâkı içinde olamadık.
EÄŸer hâlen iÅŸ başında bulunan repertuar kurulu: “Ne yapalım bizim aramızda saptadığımız mûsikî
politikası da bu.” diyorlarsa -ki öyle diyorlarmış, duyduk- bu inandırıcı ve tatmin edici bir müdâfa
tarzı deÄŸil. GerçeÄŸi, iyiyi, güzeli, san’atı eÄŸer siz baltalıyorsanız; boÄŸmaya çalışıyorsanız, böyle bir
mûsikî politikası olmaz. Yazıktır, günahtır, ihânet içerisindesiniz.
Sen benden çok gençsin Ümit. Birgün ben bu dünyayı terk edersem, arkamdan bu söylediklerimi çalar çalar
da dinlersiniz. İnÅŸaallah o zaman mûsikîmiz daha iyi ellere tevdî edilmiÅŸ olur, daha iyiye gider…”