Pençgâh Mevlevî Âyini
- Beste: Beste-i Kadim
1. Selam
Şehbâz-ı cenâb-ı zülcelâlest semâ
Ferrâş-ı kulûb-i ehl-i hâlest semâ
Der mezheb-i münkirân herâmest semâ
Der mezheb-i âşıkân helâlest semâ
Zülcelâl olan Allah’ın doğanıdır sema.
Hal ehlinin kalplerinin hizmetkarıdır sema.
Münkirlerin mezhebinde haramdır sema
Aşıkların mezhebinde helaldir sema
Ey sanemi, dost sanemi, gürîzpâyem
Ey geleyim, dost geleyim, didi, neyâmed.
Ey mehi, a dost, meh-i âfitâb-ı ûyem
Ey geleyim, dost geleyim, didi, neyâmed.
Âteş nezened der dil-i mâ illâ û
Kûteh nekuned menzil-i mâ illâ û (*)
Ger cumle cihâniyân tabîbem gerdend
Hal mînekuned muşkil-i mâ illâ û
Bizim gönlümüzü tutuşturan odur ancak.
Gideceğimiz yolu kısaltan odur ancak.
Tüm insanlar tabibim olsa da
Derdime deva olan odur ancak.
2. Selam
Sîmîn zakanâ, sengdilâ, lâle’izârâ
Hoş kun be nigâhî dil-i gamperver-i mâ râ
İn kâllıb-ı fersûde ger ez kûy-i tu dûrest
Elkalbu alâ bâbike leylen ve nehârâ
Ey gümüş çeneli, taş yürekli, lala yanaklı
Şu çökmüş beden senin yurdundan uzak olsa da
Bir bakışınla gamlı yüreğimi sevindir
Gece gündüz kalbim senin kapında.
3. Selam
Bişnev ez ney çun hikâyet mîkuned
Ez cudâyîhâ şikâyet mîkuned
Kez neyistân tâ merâ bubrîde’end
Ez nefîrem merd u zen nâlîde’end
Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk (**)
Dinle neyden nasıl hikaye ediyor.
Ayrılıklardan şikayet ediyor.
Sazlıktan beni kestiklerinden beri
Feryadımdan kadın erkek inliyor
Ayrılıktan şahrem şahrem olmuş bir sine isterim
Ki iştiyak derdini şerh edeyim.
Ey ki hezâr âferîn bu nice sultân olur
Kulu olan kişiler hüsrev ü âkân olur
Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre
Yoksul ise bay olur; bay ise sultan olur.
Ey kendisine binlerce tebrikler, âferinler alan; o sevgili ne yüce bir sultândır ki
kendisine kul olanlar, pâdişah ve hâkân olurlar.
Her kim ki bu gün Veled’e inanıp yüz sürer,
onlar yoksul iseler, bolluğa zenginliğe ererler, zengin iseler sultân olurlar.
Ey kavm-i be hac refte ! Kucâyîd, kucâyîd?
Maşûk hemincâst; biyâyîd, biyâyîd. (***)
Ey hacca giden kavim! Nerdesiniz? Nerdesiniz?
Maşuk burada. Gelin, haydi gelin.
Âşık ki tevâzu nenumâyed, çe kuned?
Şebhâ ki be kûy-i tu neyâyed, çi kuned?
Ger bûse zened zulf-i turâ, tîre meşev.
Dîvâne ki zencîr nehâyed, çi kuned? (****)
Aşık tevazu göstermesin de ne yapsın?
Geceleri senin mahallene gelmesin de ne yapsın?
Zülfünü öperse bozulma, kırılma sakın.
Divane zincir çiğnemesin de ne yapsın?
Ah güzelin aşkına, hâlâtına
Yandı yürek aşk harârâtına
Andiçeyim gayri güzel sevmeyim
Tanrı’ya vü Tanrı’nın âyâtına (*****)
“Ah, o güzelin aşkına, hallerine,
onun aşk hararetine (ateşine) yüreğim yandı.
Tanrı ve Tanrının ayetleri aşkına
artık güzel sevmemeğe yemin edeyim.”
Âh mine’l-aşk ve hâlâtihi
Ahraka kalbî bi-harârâtihi
Mâ nazare’l-ayni ilâ gayriküm
Ukâsimu billâhi ve âyâtihiDer kûy-i harâbât merâ aşk keşan kerd.
Van dilber-i ayyâr merâ dîd, nişan kerd.
Men der pey-i an dilber-i ayyâr bereftem.
Û rûy-i hud an lahza zi men bâz nihan kerd.
Sultân-ı arafnâk ki bûdeş mahrem-i esrâr
Tâ sırr-ı tecellî-yi ezel cumle beyan kerd (******)
Aşk harâbâta sürükledi beni.
O ayyar dilber gördü, nişanladı beni.
Ben o ayyar dilberin peşinden gittim
Yine yüzünü sakladı benden o an.
Sırlar mahremi olan “arafnâk” sultanı
Ezel sırlarının hepsini açıkladı.
3. Selam
Sultân-ı menî,sultân-ı menî
Ender dil u cân îmân-ı menî
Der men bedemî, men zinde şevem
Yek cân çi şeved, sad cân-ı menî.
Sultânım, sultânımsın sen benim.
Cânımda, gönlümde imânımsın.
Ancak sen bana bir nefes verirsen ben dirilirim, neşv ü nemâ bulurum.
Bir cân da ne oluyor ki, sen benim yüzlerce cânımsın…
Farsça Güftesi
(1)
شهباز جناب ذوالجلال است سماع
فرّاش قلوب اهل حال ست سماع
در مذهب منکران حرام است سماع
در مذهب عاشقان حلال است سماع
(3)
آتش نزند در دل ما الاّ او
کوته نکند منزل ما الاّ او
گر جمله جهانيان طبيبم گردند
حل می نکند مشکل ما الاّ او
(4)
سيمين ذقنا، سنگدلا، لاله عذارا
خوش کن به نگاهی دل غم پرور ما را
اين قالب فرسوده گر از کوی تو دور است
القلب علی بابک ليلاً و نهارا
(5)
بشنو از نی چون حکايت می کند
از جداييها شکايت می کند
کز نيستان تا مرا ببريده اند
از نفيرم مرد و زن ناليده اند
سينه خواهم شرحه شرحه از فراق
تا بگويم شرح درد اشتياق
(7)
ای قوم به حج رته، کجاييد کجاييد؟
معشوق همين جاست، بياييد بيايي
(8)
عاشق که تواضع ننمايد چه کند؟
شبها که به کوی تو نيايد، چه کند؟
گر بوسه زند زلف ترا، تيره مشو
ديوانه که زنجير نخايد، چه کند؟
(10)
آه من العشق و حالاته
احرق قلبی بحراراته
ما نظر العين الی غيرکم
اقاسم بالله و آياته
(11)
در کوی خرابات مرا عشق کشان کرد
وان دلبر عيار مرا ديد، نشان کرد
من در پی آن دلبر عيار برفتم
او روی خود آن لحظه ز من باز نهان کرد
سلطان عرفناک که بودش محرم اسرار
تا سرّ تجلّی ازل جمله بيان کرد
(12)
سلطان منی، سلطان منی
اندر دل و جان ايمان منی
در من بدمی، من زنده شوم
يک جان چه شود، صد جان منی
(*) Rubâiyât, Evhaduddîn-i Kirmânî, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, Farsça Yazmalar F.701, 1.bâb, s.1b; Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya, 2910/2, bâb 1/1, s.11b, bâb 2/5, s.27b.
(**) Mesnevî-yi ma’nevî’nin ilk üç beyti.
(***) (Kulliyât, I/258.
(****) Kulliyât, III/82.
(*****) Bu rubai aynı zamanda aşağıdaki 10 numaralı arapça rubainin manzum çevirisidir.
(******) Kulliyât, I/256-257.


