Neveser Mevlevî Âyini

< Âyin-i Şerîfler

  • Beste: Rifat Bey

1. Selam

Mâ der du cihân gayr-ı Hudâ yâr nedârîm
Cuz yâd-ı Hudâ hîç dîger kâr nedârîm
Muştâk-i dil u cân (est) Şemsu’l-Hakk-ı Tebrîz
Der âyine cuz sâye-i dîdâr nedârîm

Yok bizim iki cihanda da Tanrı’dan başka yârimiz.
Yok Tanrı’yı anmaktan başka bir işimiz.
Gönlün ve canın arzuladığıdır Tebrizli Tanrı güneşi (Şems-i Tebrîzî)
Yok aynamızda sevgilinin yüzünün gölgesi dışında bir şey.

Mazhar-ı Hak bâşed û râ in cihân
Dembedem bîned cemâl-i Hak ayân
İnçunan ki goft Mevlânâ-yı mâ
An ki pîr-i kâmil u dânâ-yi mâ

Onun için Tanrı’nın mazharıdır bu cihan.
Her an Tanrı’nın cemâlini görür ayân.
Pîr-i kâmilimiz, bilenimiz, Mevlanamız
böyle etmiştir beyân.

Bâz ez an kûh-i Kâf âmed ankâ-yı aşk
Bâz berâmed zi cân na’ra vu heyhâ-yi aşk
Aşk nidâî bulend kerd be âvâz-i pest
Key dil-i bâlâ beper, binger bâlâ-yi aşk
Binger der Şems-i dîn, Husrev-i Tebrîziyân
Şâdi-yi cânhâ-yi pâk, dîde-yi dilhâ-yi aşk (*)

Yine Kaf dağından geldi aşkın ankâsı.
Yine yükseldi candan aşkın nârası.
Alçak seslendi şöyle alçak sesle:
Ey yücelerde uçan gönül, bak aşkın yücesine.
Bak din güneşine, Tebrizlilerin hüsrevine.
Temiz canların sevincine, aşık gönüllerin gözüne.

Merhabâ ey cân-ı bâkî, pâdişâh-ı kâmyâr
Rûhbahş-ı her kırân u âftâb-ı her diyâr
İn cihân u an cihân her du gulâm-ı emr-i tu
Ger nehâhî ber hemeş zen ver hemîhâhî bedâr
Cism-i hâk ez Şems-i Tebrîzî çu kullî kimyâst
Tâbiş-i an kimyâ râ ber mes-i îşân gumâr (**)

Merhaba ey ölümsüz can, ey kutlu padişah.
Her kıran’a ruh veren, her diyarın güneşi.
Bu cihan, öbür cihan, senin emrine köle olmuş.
İstemezsen vurursun, asarsın istersen.
Şems-i Tebrîzî’nin kimyâdır tümüyle toprak bedeni.
Onların bakırından bil sen onun parlayışını.

2. Selam

Bâz âmedem, bâz âmedem, ez pîş-i an yâr âmedem
Der menniger, der men niger, behr-i tu gamhâr âmedem (***)

Yine geldim, yine geldim, o sevgilinin yanından geldim.
Bak bana, bak bana, senin derdini dinlemeye geldim.

3. Selam

Ey begofte der dilem esrârhâ
Ey ki dâred bâ fakîran kârhâ
Ey hıyâlet gamgusâr-ı sînehâ
Vey cemâlet revnak-ı gulzârhâ
Şems-i Tebrîzî be şehr-i aşk-ı tu
Geştî îymen ez heme ağyârhâ

Ey gönlüme sırlar söyleyen,
Ey fakirlerle ilgilenen,
Ey hayali, gönüllerin tesellisi,
Ey cemali gül bahçelerinin parıltısı Şems-i Tebrîzî!
Aşkının şehrinde bütün ağyardan emîn oldun.

Ey ki hezâr âferin bu nice sultân olur
Kulu olan kişiler hüsrev ü hâkân olur
Her ki bgün Veled’e inanuben yüz süre
Yoksul ise bây olur, bây ise sultân olur

Ey binlerce varı, yaratan, bu nasıl bir sultandır ki,
onun kulu olan kişiler, padişahlar padişahı olmada, şahlara buyruk yürütmede.
Bugün Veled’e inanarak ona, onun kapısına yüz süren kişi,
yoksulsa zengin oluyor, zenginse sultan kesiliyor.

İn hâk-i talebkâr-i Hudâyîd Hudâyîd
Hâcet be taleb nîst, şumâyîd şumâyîd
Harfen du kelâmîd u hurûf-i du kitâbîd
Cibrîl-i Burâkîd u resûl-i an Hudâyîd

Tanrı’yı isteyen topraksınız siz.
Talep etmeye ne hacet? Siz varsınız, siz.
Harf bakımından iki sözcüksünüz; harflerisiniz iki kitabın.
Burak’a binen Cebrail, o Tanrı’nın elçisisiniz.

Der hâne-i hod yâftem ez şâh nişânî
Enguşterî la’l u kemer-i hâsse-i kânî
Dûş âmede bûdest u merâ hâb beburde
An şâh-i dilârâm u an mahrem-i cânî (****)

Evimde şahtan bir işaret buldum.
Bir lâl yüzük, mücevherli bir kemer.
O sevgili şah, o can mahremi
Dün gelmişti ve ben uykuya dalmıştım.

Ey dil bu yeter iki cihânda sana iz’ân
Birdir bir, iki olmaya yok bilmiş ol imkân

Hak söyleyicek sende, senin ortada nen var?
Âlemde hemen “ben” didiğindir sana noksan.

Sa’yeyle, rızâ gözle, ko ıtlâk ile kaydı.
Âlemde semâ’î, bu yeter sâlike irfân.

4. Selam

Ey âyıkân, ey âşıkân, Molla-yı Rûmî mîresed
Ey sâdıkân, ey sâdıkân, Molla-yı Rûmî mîresed

Ey aşıklar, ey aşıklar, Molla-yı Rûmî geliyor.
Ey sadıklar, ey sadıklar, Molla-yı Rûmî geliyor.

Farsça Güftesi

(1)
ما در دو جهان غير خدا يار نداريم
جز ياد خدا هيچ ديگر کار نداريم
مشتق دل و جان (است) شمس الحق تبريز
در آينه جر ساية ديدار نداريم

(2)
مظهر حقّ باشد او را اين جهان
دمبدم بيند جمال حقّ عيان
اين چنانکه گفت مولانای ما
آنکه پير کامل و دانای ما

(3)
باز از آن کوه قاف آمد عنقای عشق
باز بر آمد ز جان نعره و هيهای عشق
عشق ندايی بلند کرد به آواز پست
کای دل بالا بپر بنگر بالای عشق
بنگر در شمس دين خسرو تبريريان
شادی جانهای پاک ديدة دلهای عشق

(4)
مرجبا ای جان باقی پادشاه کاميار
روحبخش هر قران و آفتاب هر ديار
اين جهان و آن جهان هر دو علام امر تو
گر نخواهی برهمش زن ور همی خواهی بدار
جسم خاک از شمس تبريزی چو کلّی کيمياست
تابش آن کيميا را بر مس ايشان گمار

(5)
باز آمدم باز آمدم از پيش آن يار آمدم
در من نگر در من نگر بهر تو غمخوار آمدم

(6)
ای بگفته در دلم اسرارها
ای که دارد با فقيران کارها
ای خيالت غمگسار سينه ها
وی جمالت رونق گلزارها
شمس تبريزی به شهر عشق تو
گشتی ايمن از همه اغيارها

(8)
اين خاک طلبکار خداييد خداييد
حاجت بطلب نيست شماييد شماييد
حرفاً دو کلاميد و حروف دو کتابيد
جبريل براقيد و رسول آن خداييد

(9)
در خانة خود يافتم از شاه نشانی
انگشتری لعل و کمر خاصّة کانی
دوش آمده بودست و مرا خواب ببرده
آن شاه دلارام و آن محرم جانی

(11)
ای عاشقان ای عاشقان ملاّی رومی می رسد
ای صادقان ای صادقان ملاّی رومی می رسد

(*)Kulliyât, I/354, gazel no: 1318
(**)Kulliyât, I/431-432, gazel no: 1071
(***)Kulliyât, II/12, gazel no: 21
(****)Kulliyât, II/526, gazel no: 1268

DOSYALAR